
RUJ ETKİSİ: EKONOMİ BOZUK AMA ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ DOLU
Ekonomide “ruj etkisi” denilen kavram, AKP döneminin dalgalı yıllarını anlamak için güçlü bir mercek sunuyor. Büyük yatırımların ertelendiği, konut ve otomobil hayallerinin ötelenip bir kenara bırakıldığı yıllarda insanlar kendilerine küçük ama moral yükselten hediyeler vermeyi tercih etti. Bir ruj, bir kahve, bir parfüm ya da basit bir aksesuar…
Bunlar, ekonomik sıkışmışlığın ortasında bireyin kendine verdiği “hala hayatın tadını çıkarabilirim” mesajıydı. Kısacası ruj etkisi; ekonomik kriz dönemlerinde insanların büyük harcamalardan vazgeçip küçük ama keyif veren lüks tüketim ürünlerine yönelmesi olgusudur. Bu, belirsizlik ve zorluk karşısında psikolojik bir “küçük mutluluk” arayışı olarak görülür
AKP iktidarının ilk yıllarında büyüme ve istikrar, tüketicilerin büyük harcamalara cesaret etmesini sağladı. Ancak 2010’lardan itibaren artan döviz dalgalanmaları, cari açık ve enflasyon baskısı, tüketicilerin güvenini zedeledi. Özellikle 2020 sonrasında pandemiyle birleşen küresel krizler ve yüksek enflasyon, ruj etkisini en görünür hale getirdi. İnsanlar ev alamıyor, araba değiştiremiyor, tatil planlarını erteliyor ama kozmetik rafları boşalmıyor, kahve zincirleri dolup taşıyordu.
Bu davranışın ardında basit bir tüketim refleksi değil, derin bir psikolojik ihtiyaç vardı. Kriz dönemlerinde birey, kendine küçük mutluluklar armağan ederek hayata tutunur. Bu, bir tür hayatta kalma stratejisidir. Büyük hayallerin ertelendiği yerde küçük lüksler, bireyin ruhunu ayakta tutar. Ruj etkisi, AKP döneminde sadece bir tüketim eğilimi değil, aynı zamanda toplumsal ruh halinin aynası oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki, vitrinlerdeki büyük yatırımlar boşalsa da kahve dükkanları doldu, kozmetik rafları hareketlendi. İnsan, en zor zamanlarda bile kendine küçük bir güzellik armağan ederek hayata tutunur. Belki de bu yüzden, bir rujun değeri bazen bir otomobilden daha büyüktür. Çünkü o ruj, sadece bir kozmetik ürünü değil; kriz karşısında insanın kendine verdiği umut sözüdür.
Kimse bundan sonra; “kriz var diyorlar ama alışveriş mekanları dolu “ demesin.





Yorum gönder