Şimdi yükleniyor

Fakirliği Yönetmek,emekliye müjde vermek

Emekliler zam beklerken, maaşların ve ikramiyelerin erken ödeneceği haberi “müjde” olarak sunuluyor. Oysa ortada yeni bir kazanım yok; sadece var olan hakkın takvimi değiştiriliyor.

AKP’nin 24 yıllık iktidarı, Türkiye’de fakirliği ortadan kaldırmak yerine onu bir yönetim aracına dönüştürdü. İlk yıllarda ekonomik büyüme ve refah söylemleriyle umut veren iktidar, zamanla fakirliği bir kimlik ve aidiyet unsuru olarak yeniden tanımladı. Fakirlik artık bir eksiklik değil, iktidarın himayesi altında mazlumluk olarak sunuldu. Böylece fakirlik, bir toplumsal sorun olmaktan çıkıp bir siyasal stratejiye dönüştü.

Bu stratejinin en güçlü ayağı algı yönetimiydi. Fakirlik, bir zincir gibi kırılması gereken bir yük değil; iktidarın elinde sürekli yeniden üretilen bir algı aracı haline getirildi. Sosyal yardımlar, geçici çözümler gibi görünse de kalıcı bağımlılık yaratarak fakirliği ortadan kaldırmak yerine yönetilebilir kıldı. İnsanlar, kendi haklarını bir lütuf gibi görmeye yönlendirildi. Böylece iktidar, fakirliği yönetirken aynı zamanda algıyı büyüttü.

Bu algı siyaseti, en çarpıcı biçimde “müjde” söylemlerinde kendini gösteriyor. Emekliler zam beklerken, maaşların ve ikramiyelerin erken ödeneceği haberi “müjde” olarak sunuluyor. Oysa ortada yeni bir kazanım yok; sadece var olan hakkın takvimi değiştiriliyor. Bu küçük adım, büyük bir lütuf gibi gösteriliyor. Müjde, yoksulun sofrasına yeni bir ekmek koymaz; sadece boş tabağın üstüne bir hayal serper. Böylece iktidar, beklentiyi yükseltip sonra küçük bir jestle tatmin ederek minnet duygusunu diri tutuyor.

Bugün Türkiye’de fakirlik sadece ekonomik bir mesele değil; siyasal bir algı yönetimi stratejisidir. Fakirliği ortadan kaldırmak yerine yönetmek, iktidarın sürekliliğini sağladı. Ancak bu strateji, toplumun özgüvenini ve geleceğe dair umudunu törpüledi. Fakirlik, bir gerçeklik değil, bir algı imparatorluğunun en güçlü sütunlarından biri haline geldi.

Yorum gönder