
Denk Bütçenin Vicdanı: Halkın Nefesi


Devletin bütçesi, sadece rakamların toplamı değildir; aynı zamanda adaletin ve vicdanın terazisidir. Gelir ve giderin nasıl dengelendiği, kimin yükü sırtlandığı, kimin sırtının hafiflediği bu defterde yazılıdır. İşte burada iki kavram öne çıkar: denk bütçe ve açık bütçe.
Denk Bütçe: Halkın Güvencesi
– Denk bütçe, devletin gelirleri ile giderlerinin eşitlenmesi demektir.
– Bu modelde hükümet, harcamalarını vergilerle ve üretimden doğan gelirlerle karşılar.
– Denk bütçe, halk için güven demektir: çünkü borç yükü artmaz, gelecek kuşakların sırtına faiz zinciri vurulmaz.
– Vergi adaleti sağlanırsa, denk bütçe halkın cebini korur, emeğin değerini güvence altına alır.
Açık Bütçe: Rantiyenin Sofrası
– Açık bütçe, devletin harcamalarının gelirlerinden fazla olmasıdır.
– Bu fark borçlanmayla kapatılır. Borçlanma ise faiz demektir.
– Faiz, rantiyenin yani paradan para kazanan kesimin ekmeğidir.
– Açık bütçe, üretimden değil borçtan beslenen bir düzen kurar. Bu düzenin kazananı halk değil, rantiyedir.
– Halk ise borcun yükünü vergilerle, enflasyonla ve kemer sıkma politikalarıyla öder.
Erbakan’ın Denk Bütçesi ve Halk İçin Zamları
Necmettin Erbakan, 1996’da başbakan olduğunda tarihe geçen bir denk bütçe uyguladı. Borçlanmadan, faiz yükü oluşturmadan devlet gelirlerini dengeledi. Bunun sonucunda:
– Memurlara: Temmuz 1996’da %50, Ocak 1997’de %30 zam; bir yılda toplam %130 artış.
– Emeklilere: Bir yılda toplam %150 zam.
– İşçilere: %200’e varan ücret artışları.
– Köylüye: Ürün taban fiyatlarında ciddi artışlar, çiftçinin alın terine değer verilmesi.
Bu zamlar, sadece rakam değil; halkın nefes alması, sofraların dolması, emeğin değerinin teslim edilmesiydi. Erbakan’ın denk bütçesi, halkın yanında duran somut bir örnek olarak tarihe geçti.
Millet mi, Rantiye mi?
Bugün hâlâ sorulması gereken soru şudur: Bütçeyi kimin için yapıyoruz?
– Denk bütçe, milleti korur.
– Açık bütçe, rantiyeyi besler.

Başlık Metninizi Buraya Ekleyin



Yorum gönder