Şimdi yükleniyor

Az-(karli) Ücretin Sessiz Çığlığı

Az-(karli) Ücretin Sessiz Çığlığı

Asgari ücret… Adı üstünde, “asgari” yani en az. Fakat yıllardır bu “en az” kavramı, milyonların hayatında “en fazla” yük anlamına geliyor. Her açıklanan artış, bir umut kıvılcımı gibi parlıyor; ama sofraya oturulduğunda, pazara gidildiğinde, faturalar kapıya dayandığında o kıvılcımın sönmüş olduğunu görüyoruz.

Bugün geldiğimiz noktada asgari ücret, adeta Az-(karli) ücrete dönüştü. Çalışan emeğinin karşılığını alamıyor, alın teri kâr hanesine yazılmıyor. Ücret, yaşamı sürdürmek için değil, hayatta kalabilmek için veriliyor. İnsanlar, maaşlarını daha cebine koymadan borçlara, kiralara, mutfak masraflarına teslim ediyor. Ekonomik tablo ortada: Enflasyonun hızına yetişemeyen artışlar, işçinin cebinde eriyip gidiyor. Bir zamanlar “asgari ücretle geçinmek zor” denirdi; artık “asgari ücretle yaşamak imkânsız” deniyor. Bu durum, sadece rakamların değil, vicdanların da alarm verdiği bir noktadır.

Oysa piyasanın canlanması için işçiye, emekliye ve köylüye vermek gerekiyor ki alışveriş yapsın, fabrikalar hareketlensin. Çünkü tüketim olmadan üretim de olmaz; halkın cebine giren her kuruş, çarşıya, pazara, dükkâna, fabrikaya geri döner. Bunu merhum Erbakan’ın başbakanlığında bizzat bu millet deneyimlemiştir. İşçinin aldığı ücret, sadece onun yaşamını değil, ekonominin damarlarını da besler. Ücret, ekonominin can suyudur. İşçiye verilen maaş, toprağa dökülen su gibidir; su olmazsa toprak kurur, üretim durur. Halkın cebine giren para, ekonominin kalbine kan pompalayan damarlar gibidir; damarlar tıkanırsa kalp durur. Bugün işçinin cebindeki eksik her kuruş, aslında ülkenin geleceğinden çalınan bir nefes demektir.

Asgari ücretin doyurucu bir artışa kavuşmaması, toplumda sessiz bir çığlık yaratıyor. Bu çığlık, fabrikadan pazara, ofisten evin mutfağına kadar her yerde yankılanıyor. Çalışan, emeğinin karşılığını alamadıkça umudunu kaybediyor; umudunu kaybeden toplum ise geleceğe güvenle bakamıyor. Ücret, sadece bir rakam değil; insan onurunun, emeğin değerinin, toplumsal adaletin göstergesidir. Eğer bu değer korunmazsa, “asgari” kelimesi sadece ekonomik değil, insani bir çöküşün sembolüne dönüşür.

Artık bu sessiz çığlık duyulmalı. Çünkü işçinin nefesi, ülkenin nefesidir. Eğer bu nefes kesilirse, sadece sofralar değil, fabrikalar, pazarlar ve geleceğimiz de nefessiz kalır.

Bugün sorulması gereken soru basit: Asgari ücret, gerçekten yaşatıyor mu? Yoksa adını değiştirmeli miyiz: Az-(karli) ücret mi demeliyiz?

Başlık Metninizi Buraya Ekleyin

Yorum gönder